Mektup XVI

Hiç yorum yok
Şunu fark ettim ki ben kendimi anlatamıyorum, ifade edemiyorum.. İnsanlara bir şeyler anlatmak bir şeyleri söylemek zorunda hissediyorum ama sonrasında bunu yapmak istemiyorum. Genelde farkşı düşünceye, hep muhalif düşünceye sahip ben oluyorum. Hep bi' huysuzluk, uyumsuzluk benden kaynaklanıyor. Ama inanın elimde değil bu. Ben böyle biri olmayı seçmedim. Kendimi düzeltmeye çalışıyorum.

Öğrenmek istediğim çok şey var fakat zihnim hiç rahat değil.. Biraz sıkıntı çekiyoruz bu benim aklımı yiyor.. Çok şey keşfetmek, bilmek istiyorum. Bu dünyanın iyi tarafını bulmak istiyorum. Mutlu yaşamak istiyorum. Stressiz, sakin bir yaşam. İnsanların birbirini sınırladığı, birbirine müdahele ettiği, din, dil, ırk ayrımı yaptığı, sürekli sinirli ve agresif ifadelerle dolaşanların olduğu, içinde en ufak bile sevginin kalmadığı ve bu kalpsizlikle yarattığı öfkeyi içinde tutarak bu öfkesini başka insanlardan çıkaran insanın bulunduğu dünyada yaşamak istemiyorum.

At gözlüğü takıp, etrafındakileri görmeden, kağıt gücünün getirdiği özgüven ile kendini yıkılmaz dağ zanneden, hiçbir duyguya mensup olmayıp sadece gösteriş, mübalağa için ve hatta daha fazla para için her şeyi yapabilecek insanların olduğu yerde yaşamak istemiyorum.

Sokakta gördüğü bir cana tekme atan, hor gören, bağıranların; insanlarla birlikte yaşama kültürüne erişememiş, insanların hayatlarına ve fikirlerine müdahele edenlerin, fakir ve yoksul insanları hor görüp küçümser bakanların yaşadığı dünyada yaşamak istemiyorum.

Ah dostlar! Şu paranın, pulun hiçbir değeri yok. Gösterişin de bir anlamı yok. Kendimizi diğer insanlara yakıştırmaya çalışıyoruz. Kendimizi onların gözünde yükseltmek için kendi benliğimizden vazgeçip onlara özeniyoruz. Bırakın sizi olduğunuz gibi olduğunuz için sevsinler. Bunların hiçbir önemi yok. Tek önemli şey var bu dünyada; sevgi, saygı, sadakat..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder